Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Seyvan ve Çakıroba köyleri arasında yer alan Issız Cuma Camii, çevresinde hiçbir yapı bulunmamasıyla dikkat çeker. 1335 yılında inşa edilen cami, adını da bu yalnız konumundan alır. Yüzyıllardır ayakta duran bu yapı, hem tarihi hem de bulunduğu çevreyle bölge halkının ilgisini çeker.
Caminin avlusunda yer alan ve yaklaşık 680 yıllık geçmişe sahip mezarlık, yörede uzun süredir gizemli olaylarla anılır. Köy halkı, bu alanı “garip olayların yaşandığı yer” olarak tanımlar.
Mezarlıkta anlatılan en bilinen olay, bir anne ve bebeğine aittir. Yaklaşık 52 yıl önce Hatice E. isimli bir kadın, doğum yaptıktan kısa süre sonra yaşamını yitirir. Aile, dünyaya gelen kız bebeğe Ayşe adını verir. Ancak Ayşe bebek, annesinin ölümünden yalnızca 20 gün sonra hayatını kaybeder.
Aile, bebeği annesinin mezarının yakınına fakat geleneklere uygun şekilde ayrı bir mezar olarak defneder. Mezarlar arasında özellikle boşluk bırakılır ve her iki mezar da ayrı ayrı düzenlenir.
Birleşen Mezarlar
Definden birkaç gün sonra mezarlığı ziyaret eden aile fertleri, beklemedikleri bir manzarayla karşılaşır. Anne ve bebeğin mezarları, birbirine bitişmiş hâlde durur. Aile, durumu ilk etapta yağmur, toprak kayması ya da hayvanların hareketiyle açıklar.
Bunun üzerine mezarları yeniden ayıran aile, aradaki boşluğu açar ve mezar taşlarını düzeltir. Ancak birkaç gün sonra yapılan ikinci ziyarette mezarların tekrar birleştiğini fark ederler. Aile, bu durumu endişeyle yeniden düzeltir. Üçüncü ve dördüncü ziyaretlerde de aynı manzara ortaya çıkar. Mezarlar her defasında ayrılır, kısa süre sonra yeniden yan yana gelir.
Köyde Yayılan İnançlar
Bu tekrarların ardından aile, mezarlara müdahale etmeyi bırakır. Köyde kısa sürede “anne çocuğunu bırakmıyor” düşüncesi yayılır. Mezarlıkta görev yapan bazı kişiler, gece saatlerinde mezarların bulunduğu bölümden hafif toprak kayma sesleri duyduklarını ve bu alanda yoğun bir huzursuzluk hissettiklerini dile getirir.
Yıllar içinde Issız Cuma Mezarlığı’nı ziyaret eden birçok kişi, birleşmiş mezarı özellikle görmek ister. Bazı ziyaretçiler, mezarın başında uzun süre duramadıklarını, baş dönmesi ve iç sıkıntısı yaşadıklarını söyler. Gece saatlerinde mezarlığın sessiz değil, aksine “dolu” olduğu yönünde anlatımlar da dikkat çeker. Rüzgâr olmadığında bile ağaç yapraklarının hışırdadığını ve cami avlusunda adım seslerine benzeyen sesler duyduklarını iddia edenler vardır.
Bu anlatılar zamanla kulaktan kulağa yayılır ve bölge sınırlarını aşar. Issız Cuma Mezarlığı, bugün hâlâ “anne ve bebeğin ayrılmadığı yer” olarak anılmaya devam eder.

Referans
Öne çıkan görsel referans:
- Google Gemini





Bir yanıt yazın